confessions

galahad

- Yazar -

  1. toplam entry 857
  2. takipçi 4
  3. puan 18443

the game

galahad
Müthiş bir filmdi. Uzun süredir bu kadar sürükleyici ve gerilim dolu film izlememiştim. Tam ne olduğunu çözdüm derken zart diye ters köşe yapıyor. Mutlaka izlenmeli 9/10.

ozark

galahad
Artık yeni bir akım var.

- Dizi
- dizinin sezonları
- dizinin sezonlarının kısımları ya da part mantığı

Heralde insanları bekletmemek için hızlı hızlı para kazanmak için bu yönteme başvuruyorlar. Yani yapım aşaması bittiği gibi sorgusuz sualsiz hEmen salınıyor. Komple sezonun bitmesini beklemiyorlar. Bu olay bir noktada güzel. Sezonlar arası çok beklemiyorsun da bu sefer kısımlar arasındaki boşluk çok saçma oluyor. Mesela la casa de papel final sezonu da kısımlara ayrıldı. Ben şimdi o sezonun kısmına ayrılan final bölümünü unuttum. Baya kabak gibi ortadan ikiye ayırdılar. Bu bildiğimiz sezon finali değil sonuçta.

Niye bunları söylüyorum çünkü ozark final sezonu (4.sezon) tıpkı bu şekilde iki kısım veya daha fazla kısma ayrılmış şekilde geliyor. Tarih 21 ocak 2022.

uncharted

galahad
Ünlü oyun serisinin, sinemaya aktarılan ilk filmi. Nathan drake rolünü herkesin bildiği tanıdığı tom holland alırken, genç sully rolünü ise mark wahlberg alıyor.

Film, ilk oyunun da öncesinde geçiyormuş eğer ki yanlış bilmiyorsam. Zaten oyunlardan bildiğimiz nathan drake tiplemesiyle, şu anki tom holland arasında zerre benzerlik yok. Bu da epey bir geriye gidiyoruz yani daha çocukluk yaşları anlamına geliyor. Ama olduki devam filmi de oldu, olgunlaşmış nathan drake rolünü de bu çocuk oynarsa o zaman çarşı pazar karışır gibi.

Film, şubat 2022'de vizyona giriyor. Benim zerre beklentim yok. Oyun serisini çok seviyorum. Filmin daha iyi olma imkanı neredeyse yok. Fragman da pek bir şey vaad etmedi.

grand theft auto the trilogy - the definitive edition

galahad
Yılların efsane oyunları gta 3, gta vice city ve gta san andreas oyunlarının tekrardan unreal engine grafik motoruyla elden geçirilip, günümüz şartlarına uygun hale getirilen remastered versiyonudur. Üç oyunu tek paket haline getirmişler.

11 kasım tarihinde 60 dolarlık kol gibi fiyatıyla aklınıza gelen tüm platformlara çıkışını yapacaktır. Bu noktadan sonra kişisel yoruma geçiyoruz...

Dikkat edin, remake değil; remastered. Ancak çıkıp da biz remastered yaptık demediler. Remake yapıyoruz da demediler..ilk sorun da burada başlıyor zaten.
Oyun ne remastered olmuş, ne remake olmuş. İkisinin ortası olmuş da diyemeyeceğim. Böyle ortaya karışık yalap şalap bişe olmuş.

Bu oyunları herkes gibi ben de çok severim ve bende de yeri vardır. Ancak şu karşılaştırmayı izledikten sonra, orijinallerini oynamakla güya remastered olarak yaptıkları oyunları oynamak arasındaki farkı göremedim. Bana kör diyebilirsiniz veya oyun, sizin çok hoşunuza gitmiş de olabilir. Herkese beğendiremeyeceklerdi, ben de o beğenmeyen kısımdayım. Gördüğüm kadarıyla az kişi de değiliz.

Yani uzun lafın kısası, bu oyunlar bir remake ihtiyacı duyuyordu. Mekanikleri de geliştirdik diyorlar da nereye kadar ? İllaki kütüklük olacak. Sonuçta komple oyunu baştan yapmadın. Bana sorarsanız rockstar games yanlış yapmıştır. Bu projenin hakkı, remake olmalıydı.

güzellik

galahad
Günümüzde birine sorduğunuzda, muhtemelen "bana göre güzel" veya "bana göre çirkin" gibi cevap alırsınız.

Ancak olay antik yunan'da böyle değildi. Güzellik, ölçülebilir ve belli kurallara uygun olandı. Yani bazı gereksinimleri karşılamadığınızda, çok iyi biri de olsanız toplumun gözünde güzel değilsiniz.

Tekrar antik yunan'a geri dönersek, bildiğimiz üzere dönemin düşünce anlayışı; dünyanın evrenin merkezinde olmasına dayanıyordu. Evren ve dünya bir bütün ve biz bu düzene uygun yaşamalıyız düşüncesi vardı. Evren=tanrı.
Dolayısıyla tanrının kurduğu düzen, mükemmel olmalıdır. Belli kurallara ve düzene göre hareket etmelidir de diyebiliriz.

İşte antik yunan'daki estetik algısı da buna dayanır. Yüzünüz, elleriniz, bacaklarınız belli bir oran içinde olmalıdır. Eğer parmağınızın bir tanesi bile olması gereken kısa veya uzunsa; geçmiş olsun. Siz bu mükemmel düzene uyum sağlayamadınız ve insanların gözünde çirkin diyebileceğimiz sıfatı aldınız.

Antik yunan böyle de keskin bir çizgiyle güzelliğin nasıl olması gerektiğini belirlemiş. Tabiki günümüzde bunların eseri kalmadı ama çirkin, her zaman çirkin. Kendimizi kandırmayalım. Misal ben.

god of war

galahad
Bu oyunun pc'ye duyurulduğu haberini vermeye geldim. Ama oyun hakkında da birkaç şey söyleyeceğim.

Bugün yapılan duyuruyla god of war(2018), 14 ocak 2022 tarihinde pc platformuna geliyor. Artık bütün playstation özel oyunları pc'ye kesin olarak gelecektir diyebiliriz. God of war bu konuda en belirsiz oyundu, onun da gelmesiyle geriye kalanın önemi kalmadı.

Şimdi konuya gelirsek, ben çok sıkı bir gow fanı değilim. Ancak ps2 zamanlarında epey vakit gömmüşlüğüm var. Sadece oyun olarak değil, mitolojiye yakınlığımdan da dolayı oyuna ekstra samimiyet duyuyorum. Ama bir last of us kadar önemli değildir gözümde.

Burdan oyuna gelirsek, her şeyi neredeyse kusursuz yapan ve eksiklerinin çok az olduğu bir yapım. Teknik olarak kusursuz, hikayesi belki eleştirilebilir ama onu da bence oyun içinde karşılaştığımız karakterlerle falan çok iyi tamamlıyorlar.

Peki benim için bu oyun neden "çok iyi" değil ?

Aslında ilk ve tek sebebi, olayı daha iyi item düşürme mantığına getirmeleri. Kamera açısının değişmesi falan hiç sorun değil. Çok da iyi olmuş ama olayın içine mmo oyunmuş gibi daha iyi zırh, daha yüksek damage olan silah işi girince; ben bi kendimi geri çektim.

Önceden nasıldı, atıyorum hadesi öldürüyorsun aldığın bir tane item var ve bu item yine atıyorum düşmanlara zehir veriyor. Herhangi bir sayısal damage değeri yazmıyor. Verilen hasar belli, işlevi belli. Benim gow serisinde sevdiğim olay buydu.

Bu oyunla birlikte aynı zırhın 30 defansa sahip olanı ve yine o zırhın 40 defansa sahip oluşunu görünce gittim ben. Bakın bu olay yanlıştır demiyorum sadece gow gibi bir serinin dünyasına uyan mekanik değil.

Kratos zaten tanrı anasını satayım. Daha iyi item loot etme işi ne arasın bu oyunda ? Uymadı, olmadı bence. Ancak oyuna bir şeyler ekleyerek çeşitliliği çoğaltmaları gerekiyordu ve yapmak zorunda kaldılar. Yoksa yapımcı ekibin de içine sindiğini düşünmüyorum.

Kısacası gow iyidir, hoştur ama bu bahsettiğim mevzu yüzünden benim için efsane olamamış oyundur.

bilgi günlük

galahad
Yazılacak çok şey var da, yazmanın; konuşmanın kıymeti yok.

Ama öte yandan Biz bizeyiz, tanıdık kimse çıkıp da burada yazdıklarımdan dolayı beni yargılamayacaktır. O yüzden kafam rahat. Ha yargılasa da bu saatten sonra çok da sikimde değil. Neyse...

Konu çok karışık değil. Konu, basit haliyle; hayattan tat alamamak. Bunun dallı budaklı birçok sebebi var elbette. Ülkenin gidişatından tutarsın, nesli tükenmekte olan hayvanlara kadar gider. Lakin genel hatlarıyla, kendi özel hayatım çok boktan be sözlük.

Ben günlük neler yapıyorum, önce oradan başlayalım. Hatta ben kimim ? O daha doğru olur.
Efendim ben 25 yaşına girmiş, güya üniversite okuyan ama bir yandan da silah parça sanayisinde çalışan bir türk genciyim.
Bölümüm tiyatro ama öğrenmekte olduğum işim, sanayi sektörü. İlk ofsayt buradan başlıyor heralde söylememe gerek yok.

Bölüm detaylarına çok fazla girmek istemiyorum çünkü hobi olarak bu bölümdeyim. Ne öğrenirsem, ne yaparssm yanıma kârdır düşüncesiyle buradayım. İleride ındıe bir oyun yapıp, bunun yazarlığını, senaryosunu falan yönetmek gibi plan var. Ama olmayacak bir şey tabi. En kötü ihtimalle sıradan bir insanın konuşmakta zorlanacağı konularda bilgi sahibi olurum. Bu da benim için yeterlidir. Oyunculuk falan zaten ihtimal yok, oralara geleceğiz...

İşime gelirsek de dediğim gibi silah sanayisi. Bunun detayına giremiyorum çünkü yasak. Buraya kadar kimsenin okumayacağını bilsem de en ufak detay vermek bile beni tırstrıyor. Ancak buradan çok büyül ve gizli bir işim varmış gibi durum çıkması da doğru olmaz. Sadece belirtmemeyi tercih ediyorum.

Şimdi bu iki alakasız şeyi toplarsak, günün gündüz kısmında okula giderken, günün akşam kısmında tornanın başında üretim yaptığın bir hayat. Zaman kısıtlı ama beni az çok tanıyanlar bilir, çok oyun da oynarım. Bir şekilde araya sıkıştırıyoruz işte. Nasıl yapabildiğimi ben de anlamıyorum...

Bu anlattığım rutin hayattan çok mu şikayetçiyim peki ?
Aslında bakarsanız, bu döngüden şikayetçi olduğum söylenemez. Evet, zor bir rutin. Bence herkes bunu kaldıramaz. Çünkü okul ve okul sonrasında aşırı derece farklı hayat yaşıyorum. Gece ve gündüz kadar farklılar.
Ama burada ortaya çıkan sorun, benim geçmişten bugüne içime attığım, hep içimde kalan ve hiçbir zaman geçen yıllarıma geri dönemeyeceğim düşünceleri.

Yaş 25 demiştik, boy da 1.72. Genel olarak tipsiz bir vatandaş olduğumu öncrelikle cebe koyalım. Çünkü ileride konu hep buraya gelecek. Sik gibi tipim var demiş miydik, ha demişiz; tamamdır.

Geçen yıllar diyordum, öyle bir geçtiler ki bana sorsanız daha dün liseye ilk kaydolduğum gündü. O gün kayıt olduğumda, içim kıpır kıpırdı. Biraz geç yazılmıştım. Herkes dışarıda oynuyor, arkadaşlar birbiriyle konuşuyordu. Ben de sonunds hayalini kurduğum sosyal çevreye sahip olacağım diye mutluydum. Ancak lise hayatımda kimseyle doğru düzgün arkadaşlık kuramadım. Yaklaşık 16 yaşımda bende bir hastalık başladı. Bunun ismi hiperhidroz, ilk başladığında insan içinde olmaktan çok bunalıyordum. Liseye ilk başladığımda çok konuşan, susmak bilmeyen bir veletken, birden bire içine kapanan, sürekli topluluk önünde rezil olacakmış gibi bir hale büründüm. Bunu benim anlamam tabiki imkansızdı, ailem de bilinçsiz. Durumun ciddiyetini anlayamadılar. İşte o hastalık bir güzel ilerledi, ilerledi ve şu an bugüne geldi.

Yaş 25 ve ben artık insan içinde konuşmasam, sussam dahi vücudum patlayacak noktaya geliyor. Gerçek anlamds ısınan vücut ne yapacak ? Terleyecek tabiki. Ama az falan değil. Böyle sular seller gibi. Bu olay ilk üni sınavına girdiğimde, cevap anahtarımın sırılsıklam olmasıyla sonuçlanmıştı. Sınavı bitiremedim ve çıkmıştım.

Boşuna girdiğim sınav değildi. İnşaat müh. istiyordum ve kendime güveniyordum. Ama ilk sınava girişimde başıma bu olay geldi ve hayatım artık o noktadan sonra hiç eskisi gibi olmadı.

Seneye sınava girecektim tabiki. Aileden beklenti bu yöndeydi en azından ama ben kendimi biliyorum, hastalığın tedavisi yok ve yind aynı şeyler olacaktı. İlk üni sınavına girişten sonraki 3-5 ay içinde bir karar aldım. Bu hastalık benden gitmeyecek, psikiyatri veya psikologla da çözülmüyor. Cerrahi yöntemler de kesin bir sonuç çıkartmayacak... ben en iyisi üniye gitmeyeyim. Gideyim dayımın yanında silah sanayi sektörüne gireyim... o gün bugündür oradayız. Sanırım 5 sene olmuş.

Şimdi sik gibi tipimi cebe koymuştuk ya, bir de son 5 yılını sadece ev-iş-oyun olarak geçirdiğim rutini cebe koyalım.

Sıfır sosyal hayat. Liseyi zaten boş geçmiştim haliyle. Lise sonrası üni sınavındaki rezaletten bugüne kadar hiç ilişkim olmadı. Burayı da cebe atalım. Lazım olabilir....

Geldik artık tam olarak günümüze. Son 5 yılı sürekli çalışma ve bunalmakla geçen ben, zaten sosyal hayattan izole hale geldiğim için ekstra kafayı yemeye başladım. Hastalığımı biliyorum, kimsenin bunun ciddiyetini bilmediğini de biliyorum. Ama bir çılgınlık yapıp, kendimi aşıp, belki de hayatımı değiştirecek potansiyelde bir şey yapmak istedim. Tahmin edeceğiniz gibi o da tiyatro bölümüne girmek oldu. Çok ilaç kullanıyordum ve bir şekilde idare etmeyi başardım.

İşlerin yoluna gireceğini, yavaş yavaş insanlarla iletişim kurabileceğimi düşünüyordum. Bakın burada tekrar hatırlatmak istediğim nokta, üni sınavından sonraki 5 yıllık çalışma sürecimde gerçekten zerre sosyal hayatı olmayan biriydim. Sıfır yani tekrar tekrar vurguluyorum.

İnsalarla iletişim kurabileceğimi düşünüyordum demiştim ya, evet ilk başlarda kolay oldu. Zaten neşeli ve konuşmayı seven bir insanım ama belli zaman sonra okulda ve çevremde dışlandığımı hissetmeye başladım. Herkes benimle konuşuyordu, benimle şakalaşıyordu ama işte odakta değildim diyeyim. Bir noktaya kadar seninle konuşuyorum ama sen sadece arkadaşımızsın gibi bir düşünce.

Tam olarak anlayamıyordum işin aslı, arkadaşım çoktu ama sanki benden tip olarak daha iyileri benden daha çok talep alıyordu. Bunu anladığım an, hoşlandığım kıza açıldım. Kendisi sınıf arkadaşımdımdı. Çok da güzel bir insandı. Ancak beni kibarca reddetti. Bunu garip karşılamadım çünkü imkansız ötesiydi. Ancak kendimi de öyle tipsiz falan görmüyordum. O kaybetti diye düşündüm ve daha konuşmadık.
Geçen yaz aylarında da birkaç tane denemem oldu, bunlar biraz uzun olduğu için detaya girmeyeceğim ama bir güzel reddedildim.

Artık ipin ucunun koptuğu, tam olarak günümüze, bugüne geldik.

Geçen ay dönem başladı. İkinci sınıf olduğum için birkaç tane arkadaşım da tam olarak oturmuştu. Yani çevrem belli oldu diyelim.

Aramızda yaş farkı olmasına rağmen, ilk sınıflardan bir kızla konuşmaya başladım. Ama bu da ilk birkaç günde soğuk davrandı ve yetmedi sırf onunla konuşmamayım diye erkek bir arkadaşıyla çekildiği fotoyu profil resmi yaptı. Ben de soğudum ve bıraktım.

Elde var sıfır diyebiliriz. Yaklaşık 15 yıllık ilişki sürecinde kocaman bir sıfırdan ibaretim. Ama oturmayan bir şeyler var. Yani ne kadar insanlar reddetse de, illaki birisi kabul etmeli değil mi ? Ben de gittim samimi olduğum bir arkadaşıma sordum. Kardeşim nedir bizdeki problem ?

Samimice cevap verdi, dışarıdan keş gibi görünüyorsun dedi. Benim kafa gitti. Zaten oto boka alerjisi olan, terleme hastalığı olan biri, hayatında ağzına alkol sürmemiş, sigara sürmemiş; nasıl öyle görünebilirim dedim.

Ama görüntü yalan söylemiyor. Sadece bugüne kadar benim dikkatimi çekmemişti fazla.
Bunun sebebi de şu, göz altlarımdaki deri çok ince ve terleme hastalığımla beraber bir de uğraştığım alerji problemim var. Tozmuş, parfümmüş, sigara dumanıymış falan bunları kokladığım an direkt burun etim şişiyor ve gözlerimin çevresi daha da morarıyor ve sararıyor. Böyle enteresan bir vücut işte. Hiç alakam olmamasına rağmen dışarıdan baygın, keş tipli biri olarak görülüyorum.

Yani ne yaparsam yapayım, tipsizlik artı bu alerjik reaksiyonlardan kurtulmam mümkün değil.

Etrafıma bakıyorum, adamın jilet gibi tipi var. Benim gibi sağlık sorunları da yok. Eleman hareket etmese bile kızlar onun çevresinde zaten. Şimdi bu adamla ben eşit şartlarda mı yaratılmışız ? Belki de o adam daha büyük hastalıklar atlatmış olabilir, belki hayatı daha boktan ama herifte olması gerektiği gibi bir karizma var ve kadınlar da buna karşı koyamıyor.

25 yaşına gelmişsin ve gerçekten çirkin olduğunu daha dün anlıyorsun. Önceden özgüven, sosyal ortama girmemeden kaynaklı olduğunu düşündüğün şey, aslında senin tipsiz olmanmış. Keşke ciddi olarak bunun farkına varmasaydım.

Buraya kadar okuyan birisi, ulan ben de ciddi bir şey zannettim, sıkma canını karıdan bol bir şey yok diyebilir.
Ama öyle bir dünya yok abi. Bu yaşıma kadar zaten pişmanlıklarla yaşadım. Kimse tarafından tercih edilmeyeceğini ciddi anlamda öğrenmek insanı nasıl bitiriyor, tahmin edemezsin. Yaşamayan bilmez diye bir söz vardır ya, bu da öyle. Ben de bazen arkadaşımı teselli ederken üzülme, takma falan diyorum ama onun acısını yaşamadığım için ne hissettiğini bilemiyorum. Benim acım da farklı, beni de benden başka kimse anlayamaz.

Bakın benim derdim 25 yaşına gelip, tek bir kadın arkadaşı olmaması değil. Hayatımı zaten kadınlar üzerine kurmamışım. Onlar olmadan da yaşamışım zaten.
Ama, ben böyle sik gibi yaşarken bazılarının doğuştan güzel olma şansı, kime göre neye göre veriliyor. Hani burası sınavdı ? E sınav dediğin sistemde herkes eşit şartlarda sorumlu tutulur.
Beni bu dünyaya bok parçası gibi atmışsın. Daha genç yaşlarımda hastalıklarla mücaleye sokmuşsun, bir de üstüne çirkin yaratmışsın.

Ya en dindar adam bile gelse şunun mantıklı izahını yapsa bile inancım bugün bitti artık. Amına kodumun cahil, laf konuşmayı bilmeyen adamı gelip orada hayatını yaşasın. Ben sırf tipimddn dolayı ortamda görünmez adam olayım. Sikerim yapacağınız sistemi. Bugünden sonra artık hiçbir şey sikimde ddğil. Okula da gitmemeyi düşünüyorum. İşi de bırakıcam. Emeği geçen herkesin amk.

outward

galahad
2019 yılında çıkmış, rpg ve hayatta kalma oyunu. Sadece 10 15 kişilik bir ekip yapmasına rağmen inanılmaz büyük ve etkileyici bir dünyası var. İmkan versen adamlar neler neler yapar da şu hali bile piyasadaki çoğu rpg oyuna kafa tutar.

Çok severek oynadım ve ana hikayesini yaklaşık 100 saatte bitirdim. Şu an ilk ek paketine geçtim. bir tane daha var. Sanırım ek paketlerle 200 saate dayanacağız.

Komple her şey bittikten sonra inceleyeceğim. Ana oyun için konuşursak rahatlıkla 8/10 verebilirim. Ek paketler bakalım neler katacak, bunu daha sonra konuşacağız.

the batman

galahad
Riddler'ı da starbucks kahvesine koymazsın ya. Çok itici olmuş. Zaten filmin az çok ne olacağı da belli.

Fragman için konuşursak, nolan üçlemesine yaklaşma ihtimali zor olan film.

mesaja geç cevap veren kız

galahad
Kızla konuşmaya 2 saat önce başlamıştım. Şu an kız ağzında kuş da tutsa gözümde değeri kalmadı. Soğudum. Sebebiyse işte bu.

Benim için mazereti olmayan bir olay. İlk kez konuştuğun birine tutup geç cevap vermezsin. İki elin dolu da olsa nezaket icabı bir şeyler dersin. Tanıdığın, bildiğin birinde olursa yine telafisi var, o ayrı. Ama ilk tanışılan şahısta telafisi yok.

erşan kuneri

galahad
Keşke karakomik filmlere devam etseydi. Cem yılmaz kendi farkını ortaya bu filmlerle koymuştu. Diğer türk filmlerine kıyasla bence çok başarılı işlerdi. Bu sefer, Biraz hayran baskısı biraz da para sevdasından, zarar etme olasılığının pek olmadığı bir işe girişti.

İyi olacağını pek sanmıyorum ama cem yılmaz varsa işin içinde, bakacağız elbet.

sam

galahad
senaryosu bana ait olan ilk içeriğimin adıdır. aynı zamanda yazarlık derslerimizin ilk projesi olarak hazırladığım senaryoda, baş karakterimin ismidir.

belki bir gün bunu kitaba, oyuna, diziye, filme, tiyatro oyununa dökebilirim. belki 10 yıl sonra burayı editleriz. kısmet işi.

kısaca açmak gerekirse, sam karakteri çok zeki ve inanılmaz egolu bir mühendistir. dünya, kendi ürettiği robotlar tarafından istila edilir. Sam, bu noktadan sonra çok büyük bir vicdan çatışmasıyla baş başa kalır.

hyper scape

galahad
Normalde çıktığı dönemlerde oynayıp, kenara atmıştım. Çünkü oyun rezil durumdaydı. Konsol tarafında aım almak resmen imkansızdı.
Geçen gün indirdim. Ne var ne yok değişmiş bi bakayım dedim, kontrolleri mükemmel hale getirmişler. Oyuna crossplay özelliği de gelmiş. Nişan almak daha kolay ve rahat.
Ancak oyun kaderine terk edilmiş. Heralde geçen mart ayından beri oyuna eklenen hiçbir şey yok.

Ubisoft umudu kesmiş demekki ama bence oyun şu an iyi durumda..keyifle oynuyorum.

escape plan

galahad
Bir kişinin 87866 kişiyi öldürdüğü aksiyon filmlerine yaklaşıp, son anda o sınırı geçmemişler. Bunu başarmak da önemli bir başarıdır. Zaten aksiyon filmi de böyle olmalı. Bana göre tabi...

İşin içine eski oyuncuların kalitesiyle harmanlanmış; planlar ve akıl yürütme sahneleri girince, enfes bir film olmuş. Her şey dozunda. Bazı yerlerde ipin ucu kaçsa da göz ardı edilebiliyor. Genel olarak beğendim.

tom clancy's ghost recon frontline

galahad
Tom Clancy's serisinin yeni oyunudur. oynaması ücretsiz, battle royale türünde bir yapım olacakmış. şaşırmadınız değil mi ? Eğer şaşırdıysanız, ubisoft'u eskisi gibi tanımıyorsunuz demektir.

14 Ekim tarihinde sadece pc kullanıcılarına özel kapalı beta olacakmış. fakat oyunun tam sürümü konsollara da gelecek. çıkış tarihi belirsiz.

gaijin entertainment

galahad
cuisine royale, crossout gibi başarılı oyunlara da imza atmışlardır. bu iki oyuna da uzunca vakit gömdüm. firmanın belli bir kalite çizgisi var. diğer oynaması ücretsiz oyunlara göre oldukça başarılı yapımlar ve bu standartın altına düşmüyorlar. gerçi son çıkarttıkları, enlisted adlı oyuna tam ısınamadım ama önce biraz deneyelim.

into the night

galahad
ikinci sezonu tahmin ettiğim gibi ilk sezonun gerisinde kalmış ama çok da kötü değildi. bölümlerin kısa olması da iyi olmuş. hiç gereksiz uzatmalar falan yok. akıcı devam ediyor. ilk bölümlerde biraz zorlama falan geldi gözüme de sonra aktı gitti.

ikinci sezonu da neredeyse ilk sezonu kadar başarılı olan dizidir.

battlefield 2042

galahad
açık betası tüm platformlarda bugün başladı.

beklentim yoktu ama yine de indirip baktım. sadece 10 dk dayanabildim. bu oyun, battlefield değil. yakın gelecekte geçmesi de biraz bu duruma eksi yönde katkı sağlıyor ama genel oynanış hissiyatı bana bir bf oyunuymuş hissi vermedi.

kanca mekaniği de oyunu farklı boyuta taşımış ve gerçekçilikten uzaklaştırmış. sonuç olarak sevemedim.

bir de oyunu playstation 4 üzerinde deneyimledim. normalde bu oyunun grafik ve optimizasyonu, son çıkan bf oyunundan daha iyi olur diye beklersiniz değil mi ?

öyle değil işte. grafikler 2013 yılında çıkmış battlefield 4 ile yarışır. durum o kadar kötü. tabi ps5 yüzünden bu olay yaşanıyor ama yine de bu kadar düşürmeleri gerekmezdi. resmen hayal kırıklığı.

squid game

galahad
başyapıt değil ama kesinlikle etkileyici bir diziydi.

yukarıda zaten gerilimi falan iyi demişiz. olayın drama yönü, biraz daha ileriki bölümlerde görünüyor. kimisi için bir anlam ifade etmeyecek ama spoiler olmasın, bir bölümde gözümden yaş geldi. bunun sebebi benim de yakınımla benzer durum yaşamam. o yüzden çok etkilendim ve kendimi tutamadım. normalde kolay kolay gözü dolan biri de değilimdir. tabiki spoiler olmaması için en ufak detaya girmiyorum... daha önce ozark'un 3.sezonunda biraz gözlerim dolmuştu o kadar.

benim kendi fikrim, zaman kaybı olmayan ama çok da büyütülmeyecek bir dizi olduğu yönünde.
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol