refakatci

firambogaz
hastanelerin kölesi “refakatçılar”

biliyor musunuz.? bu birçok şeyde olduğu gibi bize özgü bir şey, yurdum insanının bulduğu bir meslek. çünkü bir hastanız varsa artık siz onunla hastaneye gideceksiniz onunla yatıp kalkacaksınız, kısaca bir süre işinizi veya mesleğinizi unutacaksınız.

size ‘sen kimsin?’ diye hastanede sorduklarında cevabınız hemen hazır olmalı “ben refakatçiyim.” bir kısmının bunu ispat etmesi için boynuna bir yafta asması hatta özel renkli bir kıyafet giymesi gerekebilir. işte o zaman akan sular durur ‘yeni mesleğiniz’ hayırlı olsun.

sivil giysiler içersinde uzaktan sizi gören “bu kişi burada işe yeni mi başladı” diye düşünebilir. refakatçinin ücretini kim verir. o ücretini doktorun lütfedip de ağzından dökülecek iyi bir haber duyduğunda alır sadece. o hastaya bağlılığı adına, hastanede sürünen yatağı olmayan bir yerde kıvranarak geceyi geçiren bir ‘yaratık’tır sadece!

‘refakatçi nedir, ne işe yarar’ diye merak ettiniz değil mi? evet bu kişi; bir hocanın veya asistanının çekinmeden yere attığı mikroplu pansuman bezini toplar, elinde paspas yerleri siler, hastasını sedyeyle röntgene bozuk değilse tomografiye götürür, hastanın altını temizler, yemeğini yedirir, nedense hastanede hiç bulunamayan fakat daima hemen karşı eczanede bulunan ilaçları ne yapar ne eder bulur, gece yarısı bozulan bir tıbbi aletin parçasını araştırır. refakatçinin görev tanımı sadece bunlarla sınırlı değil elbette !.

o her şeydir. hastaya güler yüz gösteren sadece odur. hastanın fenalaştığına yeniden ameliyata alınmasına karar veren de odur. diyaliz sıvısını bulan ve nedense daima yedekli çalışmayı prensip edinen sağlıkçıların bitmez tükenmez isteklerini yerine getiren de o dur.
onu bulmak çok kolaydır. kafanızı uzatın, onu hemen yanı başınızda bekliyor bulabilirsiniz.

zaten içeriden çağrıldında, o, yani refakatçi benim deyişimle “hastanenin kölesi” orada değilse yandı demektir. kim yanar? önce hasta yanar. sonra zaten hastasının durumuna hiç durmadan içi yanan refakatçi. halbuki, o eline tutuşturulan bir aletin tıkanan ek ünitesinin peşinde olabilir, en az 5 hastaya yetecek kadar istenmiş ilaç, eldiven, su bardağı, enjektör vs bulmaya çalışıyor olabilir. ama kimin umurunda !

refakatçinin hem şansı olmalı hem de parası. o bir yandan güçlü kuvvetli de olmak zorunda. zira kendisine verilen alım emri gereğince o kocaman ağır kolileri ite kaka kimse yardım etmeden o taşımak zorundadır. ve servisin hasta bakıcılarının daima işi vardır.başka bir görevlinin o servisin işine burnunu sokması da yasaktır.

inanmayacaksınız belki ama refakatçiler olmazsa hastanelerin durumu kim bilir ne olur! bir de ben refakatçilik kavramının olmadığı avrupa birliği yolunda ilk olarak bu kutsal müessesenin kaldırılması için ukalalık ediyorum.

prof. dr. turgut göksoy
fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı
bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol