eğer bir gün peygamberimiz ziyaretimize gelse

suna
ilim’i çin den hala alamadığımızı görünce herhalde çok üzülür.
muhtemelen, otobanlara deve yolu için bir şerit daha ilave edilir.
sekiz dokuz yaşlarındaki kızlarımızı ise, allah korusun!
armour
ibrahim sadrinin yorumuyla dinlediğim düşüncelere daldıran güzel şiir.

videosu için:

http://seyret.wordpress.com/2006/09/15/bir-gun-peygamberimiz-ziyaretinize-gelse/



sözlerini de yazayım tam olsun


eğer bir gün peygamber efendimiz ziyaretinize gelse,
yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,
merak ediyorum neler yapacağınızı...
biliyorum ama
böylesine şerefli bir konuğa açacağınızı en güzel odanızı,
ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını,
ve inandırmaya çalışacağınızı,
onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı;
gerçekten evinizde ona hizmet etmekten alacağınız hazzı.
fakat söyleyin bana,
efendimizi evinize doğru gelirken gördüğünüzde,
onu kapıda mı karşılayacaksınız?
yoksa onu içeri almadan önce, aceleyle,
bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp
yerine kur’anı mı koyacaksınız?
peki hala amerikan filimlerini seyredecek misiniz televizyonda?
yoksa kapatmaya mı koşacaksınız aceleyle,
o size kızmadan önce?
kimbilir?
belki de ağzınızdan hiç çıkmamış olmasını mı dilerdiniz,
hatırlayamadığınız en son çirkin kelimeyi...
peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?
ve bunun yerine ortalığa,
kitaplığınızın raflarında tozlanmış,
hadis kitapları mı çıkaracaksınız?
hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz?
yoksa teleşla ne yapayım diyerek,
sağa sola mı koşturacaksınız?
merak ediyorum:
eğer peygamber efendimiz,
bir kaç günlüğüne sizinle birlikte yaşasa,
yapmaya devam edecek misiniz,
her zaman yaptığınız şeyleri?
ailenizdeki sohbetler eski halini koruyacak mı?
her yemekten sonra sofra duası etmeyi,
yine zor mu bulacaksınız?
hiç yüzünüzü asmadan,
oflayıp puflamadan,
her vakit namazınızı kılacak mısınız?
ya sabah namazı için,
sıcacık yatağınızından,
erkenden fırlayacak mısınız?
peki ya yine mırıldanacak mısınız,
her zaman söylediğiniz şarkıları?
ve okuyacak mısınız,
her zaman okuduğunuz kitapları?
peki bilmesine izin verecek misiniz,
aklınızın ve ruhunuzun beslendiği şeyleri?
yoksa hiç bilmemesini mi isterdiniz?
şöyle diyelim ya da:
gideceğiniz her yere götürebilecek misiniz peygamberi de?
yoksa birkaç günlüğüne değişecek mi planlarınız?
tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla?
yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız,
peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?
şimdi söyleyin açık yüreklilikle,
onun kalmasını ister misiniz sizinle?
sonsuza dek, hep birlikte...
yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız,
ziyareti bitip gittiğinde?
gerçekten bilmek ilgi çekici olabilir değil mi?
bilmek ve düşünmek,
eğer bir gün peygamber efendimiz ziyaretinize gelse
yapacağımız şeyleri...
eğer bir gün peygamber efendimiz ziyaretinize gelse,
yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,
merak ediyorum neler yapacağınızı ...

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol