confessions

seyhmerat

- Yazar -

  1. toplam entry 4809
  2. takipçi 1
  3. puan 98125

fethullah gülen

seyhmerat
kendisi yurtdisinda turk bayrakli okullari turkiye’nin hayrina degil,turkiye’deki seriat isteyen kesimin hayrina yapmaktadir.buralardan kazanilan tum paralar seriatcilara gitmektedir.bu buyuk zevat fethullah gulen,televizyona surekli cikip aglar boyle arada sirada,ulkemden uzaktayim gelemiyorum amerika’da cami bile yok,bir camiye gidemiyorum diye aglamaktadir.o zaman adama sormazlar mi!git kardesim cami istiyorsan suudi arabistan’da yasa,iran’da yasa kardesim!neden amerikadasin??cunku bu adam turkiye’yi islam devletine cevirmek isteyen amerikanin bir numarali masalarindandir,bu adamdir ki bagli oldugu said-i nursi tarikati mustafa kemal icin deccal demistir!..

göt olmak

seyhmerat
en guzel got etmelerden- ya da olmalardan- biri de vakti zamaninda marmara universitesi’nde olmus. bunu bana bir hocam anlatti ogrencilik yillarindan, olay soyle gelisir sinifta ogrenciler hoca ders anlatirken olumune konusmaktalardir ve de hoca da yardimci docenttir velhasil hoca en sonunda dayanamaz;

"ne olacak sizden!adam mi olacak! ne var ki burda okumalik! essegii baglasan burda o da 4 senede bitirir burayi ne olacak ki! ama onemli olan adam olmak sizde ne gezer o essek herifler!" der hemen ardindan arkalardan bir ogrenci lafi gecirir;

"peki o essegi bir 4 sene daha baglasan yardimci docent de olur mu!!" (valla efsane bir hadise) hoca saglam got olmus.

karizmatik cevaplar

seyhmerat
en karizmatik cevaplardan birisi de zamanında italyan büyükelçisine mustafa kemal atatürk tarafından verilmiştir. italyan büyükelçisini makamında konuk etmiştir mustafa kemal, sıcak bir sohbet vardır ancak italyan büyükelçisi esas meseleye girmiştir;

-ekselansları(mussolini) antalya ve çevresini istemektedir sizden.

bu söz edeta ortama buz kestirir, mustafa kemal yerinden kalkar ve yan tarafta bir odaya geçer geri geldiğinde üzerinde asker kıyafetleri vardır büyükelçi şaşırmıştır. gazi telefonla genelkurmay başkanı fevzi çakmak’ı arar ve ona;

-paşam hazırız dimi? diye sorar fevzi çakmak durumu anlar ve; "evet paşam hazırız" der ve mustafa kemal italyan büyükelçisine döner ve şunu söyler;

-ekselansları şimdi gelip almak istiyorsa gelsin biz buradayız, bana tekrar çizmelerimi giydirtmeyin!

ben küçükken çok salaktım

seyhmerat
tek basima ilk defa bakkala gidip bakkala aldigim seyin parasini verdikten sonra para ustu olarak bir suru bozuk para almanin hevesiyle eve hemen kosup cok sevinmem ve anneme:"anne bak ben bir tane para verdim,bakkal amca bana bir suru para verdi."demem heralde cocukken birazcik sorun vardi dedirttiyor bana.

baş kapatarak namuslu olduğunu sanmak

seyhmerat
çok iyimser bakalım olaya, hatta kimseye ayar verme amacı olmadan bakalım.

modern toplum nedir? gelecekteki daha iyiyi yakalayabilmek için bugünden inanç ve etnik kökene dair olan isteklerinden fedakarlık eden toplumdur.

peki biz modern bir toplum muyuz? hayır! zihinlerde bu dogmatiklik olursa, genç beyinler sürekli yıkanıp kışkırtılırsa ve de bazıları belli şeyleri-türban gibi- siyasi simge haline getirirse asla da olamayacağız.

peki türbanlı kızlarımız haklılar mı? eğer modern bir toplumda yaşamak istiyorlarsa haksızlar. kaldı ki sürekli olarak özgürlüklerden ve modernlikten bahsedip duruyorlar birileri telkin etmiş ağızlarından düşürmüyorlar. peki sizin devletiniz sizden tek bir şey istiyor üniversitede türbanını çıkarmanı istiyor bu fedakarlığı devletin için yapamaz mısın? modern toplum olmak için gereken fedakarlığı yapmak çok mu zor?

bugün bu fedakarlıkların hepsi yapılsa ve bu sorunlar belli bir süre içerisinde rafa kaldırılsa daha sonrasında türkiye o istenilen refah ve eğitim seviyesine geldiğinde zaten bu sorunların hepsini birer birer çözecek ortamı da yakalayacaktır ancak olmadı bazı dogmatik çıkar odakları türbanlı kızlarımızı adeta kendi askerleri yaptı.

türban takmak en büyük özgürlüğümüz diyerekten tamamen dogmatik baktılar acaba türban takmak özgürlük mü? yoksa tam tersi özgürlüğü kısıtlamak mı? bunu hiç düşünmediler. şimdi bu türbanı takıp daha sonra yonja gibi sitelerde bile resimlerini koyan kızlar ne olacak? onlar türbanı inançları doğrultusunda veya belli odakların yöneltmesi doğrultusunda takmıyor mu? onların ki inanç değil mi? niye ahlaksız oldular? çünkü belli kişilerin işine gelmedi bu durum zira onlar türbanı kadınları ikinci plana atmak için kullanıyorlardı.

hem türban takacaksın hemde yapmadık şey bırakmayacaksın sonrada inancım bu diyeceksin.
tabi canım tabi bizde keririz yedik hepsini. sonrada çıkıp bağıracaksın bu benim özgürlüğüm diye! bence o bağırmayı sana o türbanı taktırana yapmanız gerekir ya neyse.

ananı da al git buradan

seyhmerat
az önce benim söylemem halinde götümüze girebileceği söylenip yine de açılan başlık olmasının yanında başbakanımızın artık kendini kaybettiğini gösteren vecize, kasımpaşa’daki kahvehanesine dönmesi dileğiyle kendisine saygılarımı iletiyorum.

askerdeki sevgiliyi boynuzlamak

seyhmerat
bir cok delikanli askerimizin askerde cektigi cileler yuzunden yasadigi cokuntu yetmiyormus gibi,"dusene bir de sen vur" der gibi yasanilan daha da saglam cokuntudur.turkiye’de cok sik yasanan bir hadisedir.cinayet,yaralama ve intihar gibi yollara sapabilir..kafasinda bu korku olan cogu delikanli askerimizde firar etmekten kacinmaz..

köylü milletin efendisidir

seyhmerat
türk milleti’nin bir tarım toplumu olduğu ve gerçekten tarımda çok iyi bir gelişme sağlamadan sanayi-ağır sanayi toplumu olunamayacağı ısrarla vurgulamaya çalışmış olan sözüdür atatürk’ün. türk milletinin gelenekleri ve görenekleri köylüsüne yani tarım toplumuna dayanır ancak maalesef zamanla bu unutuldu ve köylüyü düşünmek bir kenara bırakıldı ağalar ortaya çıktı, köylüye topraklar verilmedi birden sanayiye geçildi daha sonra ağır sanayiye geçilmesi gerekirken birden iletişim toplumuna geçiş yapıldı. halbu ki modern tüm demokrasiler belli gelişim süreçleriyle meydana gelmektedir ve aniden geçişler ulusları yozlaştırmaktadır, aniden iletişim toplumuna geçişle halkımızdaki yozlaşmada bunun bir sonucudur. maalesef ki türk halkı efendisi olan köylüyü dışlar olmuştur başbakanıyla beraber.

genç bakış

seyhmerat
ankara üniversitesi’nde hangi çeşit zihniyetlerin sağlam yer edindiği görmemizi sağlamış programdır ve oradaki bir çok gencede acıdım diyebilirim. bir tarafta pkk’yı bir sonuç olarak gören zihniyetler, bir tarafta türk devletine katil diyen zihniyetler bir tarafta da stalin’e cani denilince yuhlayan dallamalar, tarihten bir haber dallamlar. stalin’in geçmişini ve mustafa kemal’in stalin hakkında söylediklerini çok iyi okumalı bu dallamalar çünkü cidden acınacak durumdalar, kusasım geldi ben boğazıma parmak atayım en iyisi...

yarrah

seyhmerat
ismi tam komedi olan bir uluslararasi yem firmasi.hayvan yemleri uretmektedir.
"ya bizim tayda baya iyi yerrah yiyor he!"
"ya bizimki de hastasi yarrahin sorma,baya iyi bu yerrah!"

hz muhammed i eleştirmek

seyhmerat
hz.muhammed’i neye göre eleştireceğiz ki? hz.muhammed inananlara göre -ki bende bir inananım- allah’tan aldığı emirleri uygulamıştır yani kendisi özel olarak bir düşünce tarzı ve olay ortaya koymamıştır, ortaya koyduğu tanrı’dan aldığı vahiyler yoluyla gelen ve tüm insanlığın kavraması gereken mesajlardır. bunlar belki hz.peygameber’in aklından geçen şeylerdi ama bunları o ortaya çıkarmadı ki. bu anlamda hz.muhammed’i eleştirmek bir anlamda tanrı’yı eleştirmektir.

herkesin böyle bir eleştiri lüksüne sahip olduğuna inanıyorum insan olduğundan ötürü ve düşünen bir varlık olduğundan dolayı ancak bu eleştiri lüksü insanın kendi içdünyasında olmalıdır bu dışarı vurulursa başkalarının inançlarına saygısızlığa kadar gider.

atatürk ile hz.peygamber ne zamandan beri aynı kefeye konur oldu onu hiç anlayabilmiş değilim, biri tamamen teolojik yani dinle alakalı ve dinsel bir durum ve işin içinde nakli bilimler var. diğerinde ise tamamen bilimsel, akli bilimleri esas alan bir ideoloji var ki aynı zamanda tüm inançlara da laiklikle birlikte saygı duymaktadır. ikisi farklıdır aynı kefeye konulamaz, tek benzerlikleri de ikisi de yaşadıkları dönemin en büyük adamlarıydılar. birisi neredeyse 1400 senedir gelen bir inancı son derece güzelce insanlığa anlatmıştır barışın insanı olmuştur, diğeriyse neredeyse 100 yılı bulacak ve ebediyete kadar sürecek olan bir yapıyı kurmuştur ve son derece barışçıl ilkeleri benimsemiştir ki nitekim doğumunun yüzüncü yılında 1981’de mustafa kemal unesco tarafından dünyadaki barışın esas mimarı diye ilan edilmiştir.

hz.muhammed eleştirilmez diye bir şey yoktur ki onu eleştirmek tanrı’yı eleştirmektir ancak bu kişinin iç dünyasında olmalıdır ki bu da laiklik ilkesidir zaten. atatürk’te eleştirilemez diye bir şey yok eğer eleştirilebilecek yanını bulabilirseniz eleştirebilirsiniz.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol